
Elektronik Arts’ın Lokomotifi Fifa tekrar Sahnede!
Bir kaç zaman önce, ilk ayak topu sahne incelemem olan art 13′ü değirmi şansını yakalamış ve bu yazıyı sizlerle paylaşmıştım. art 13 tetkik yazımda, çın hayattaki Fenerbahçe-Galatasaray-Beşiktaş rekabeti gibi, kumar dünyasında da Fifa ve Pes’in, bu rekabete müşabih bir çekişmeyi oyunseverlere yaşattığını belirtmiştim. aha bu ezeli mücadelenin son gözdeleri olan, Konami markası peş ve EA markası Fifa, yeni oyunlarıyla gene hile dünyasının gündemine oturmayı başardılar. Ben de peş 13′ü yazdıktan sonra elan bile Fifa 13′ü bakmak yerine oturdum bilgisayarımın başına.
Yazıma geçmeden ilkin kez açıklamayı tahrir gereği duydum. Bu tetkik Fifa 13 ve arka 13 beyninde bir tasım yahut mizan incelemesi olarak görülmemeli ancak, yine de yazımın bazen noktalarında gerek istemez kıyaslama yapmak zorunda kalacağım. Bunu, bu iki rakip hile arasındaki kıyaslamadan çok, aralarındaki farklar olarak algılarsanız henüz memnun olurum arkadaşlar.
EA’nın sloganı neydi ”It’s In The Game”
PES 13 yazısından sonra, gine sağolsun burhan kaptanımız aradı ve bir ün tonuyla peş 13′ü incelemem için söylediği kelimeleri sarfetti ”Sercan abi Fifa 13 elimde, bir güçlük inceler misin”. Ben de maalmemnuniye tabiki kanıt kaptan dedim. esasen art 13′ü yazdıktan sonra bir ayak topu oyunu elan tetkik etmek istemiyordum amma sonuçta kaptanımız dileyiş etmiş O’na nasıl menfi yanıt verebilirim ki? hatta rakip oyun Fifa’yı da, ayrımsız kişinin incelemesinden değişik bir opsiyon onaylama edilemezdi zaten…
Burhan’ın göndermiş olduğu kargoyu koskocaman bir zevkle açtım ve Fifa 13′ü, eski Fat kasa PS3′ümün kalbine pasladım. az buçuk eskilere uzanıp hatırlarsanız, PES’in külah kutularında ve tanıtımlarında en makro kozu olan Messi’nin yüzünü Fifa kapmış ve bunu önemli bir sava olarak duyurmuştu. aha bu transferi ticari açıdan sonuna denli değerlendirmek isteyen EA, piyes açılır açılmaz o dayanılmaz sloganı olan ‘It’s In The Game”i ekranımıza yerleştiriyor. sadece sonrasında ise Messi’yi karşımıza çıkarıyor. Şöyle anlı şanlı bir eksik vole çakan Messi’nin hepsi ağlarla buluşturmasının ardından temel menümüz ekrana geliyor. Yeri gelmişken değinmeden geçemeyeceğim; kıstak seçenekleri Messi’den evvel karşımıza çıkıyor ve envai kalem zeban seçeneklerinde Türkçe’yi göremediğim için her oyunda olduğu kabil bu oyunda da içiş burkuluyor…Aslında burkulmaktan sonsuz sinirleniyorum ya neyse, bu sınır harbini sizler bile yaşıyorsunuzdur eminim. Bu süje ile müteallik çok çaplı bir yazı yazmayı düşünüyorum esasen fakat şimdilik tığ incelememize dönelim.
Messi’den sonra ekranda beliren menü seçeneklerinen önce, takımını seç diye bir tercih sunuldu ve tabiki Türkiye’mi işaretledim ben. Sonra menüye şöyle bir boşluk attım. Maç, Ultimate Team, Carrier Mod, Skill Games, Game Modes ve Costomise diyerek envai cins başlıklar artık karşıma. Bu derece antet saydım sizlere ama, çoğu online kaşkariko seçeneklerinin bir parçası oldukları için ve benim bile inceleme detaylarını yazmam için, bir tedbir maçı ayarlamam gerekliydi. Bu düşünceyle Fifa 13′te görev düzlük yegâne takımımız olan Galatasaray’ı seçtim ve İspanya’nın güzide kulübü Barcelona ile bir karşılaşma ayarladım.
Maç Başlasın!
Stadı, temaşa süresini, forma tercihini ve oyunun midi aşama zahmet seviyesini (PES 13′te bile nüsha seçimi yapmıştım) yaptıktan sonra karşılaşma için girişimizi yaptık. Tabiki futbol oyunlarında daha çok bir tradisyon olan stad görüntüsü ve tünel sahnesi olmadan olmaz. Muslera, melik Balta, Burak Yılmaz, H. Altıntop, Emre Çolak, Melo üzere yıldızlar elden kendilerini belirli ettiler. Barcelona’da ise Messi, Iniesta, Xavi ve Victor Valdez sanki gözümüzün içine bakarak, bizler bile buradayız der üzere selam çaktılar.
Tabiki Milli Marşsız imkânsız değil mi? Milli Marşımız harbiden balaban bir ahengle ve erdemli curcunalı tonuyla kulaklarımı çınlattı. sanki asıl bir Milli maç var da, televizyonda hayat dolu olarak izliyorum üzere geldi bana. Sesler o denli iyiydi yani. Marşlardan sonra meyan hakem düdüğü çaldı ve bismillah dedik. Stadı dolduran taraftarlar hakemin düdüğüyle müşterek ”Saldırın saldırın saldırın bu yandaş için saldırın” tezahuratına başladılar. İnanın öyle ahengli öyle verimli sesler çıkıyordu ki, kendimi nitekim stadın ortasında hissettim vallahi. Bu müthiş tezahuratlar eşliğinde maça başladık ki, tam bu noktada art 13 ile kıyaslamalarım da başladı. Paslaşmaya başladığımda topun o yumuşaklığı ve sanki gerçeklik bir karşılaşma sahnesi gibi gidişi, öte hoştu. arka hala bu sorunu aşamamış nedense… Topun pastan sonra oyuncuyla buluşması ve kontrolü art 13′ten henüz estetik olmuş Fifa 13′te. futbol oyunlarında bilirkişi değilimdir ama, hatırladığım kadarıyla Fifa serilerinde, 2-3 kısaltarak bar yaparak, rakip sahanın kenarlarındaki sol berrak veya katkısız zahir futbolcuları topla buluştururduk. Onlar da ortayı yaparlar ve forvetlerimiz bile kafayı vurarak topu ağlara gönderirlerdi.
Bildim bileli (Fifa 12′yi on paralık bilmiyorum) Fifa’da, bu yalın kat düzen mevcuttu. fakat bu geleneği unutun derim ben. Kenarlara bar atıp hapishane gireyim dedim amma kenarlardaki futbolcularımın karşısında takkadak bir rakip belirmeye başladı. anca ki benim oyuncum önde olsa bile, kademeden biri çarpraz koşu yaparak kapatıyordu önünü. Yani o bap kapalıydı. Ben bile mademki anca ortadan giderim engel pası yaparım ve gollerimi çakarım sanarak düşündüm yalnız o da nafile. meyan sahada pire gibiler şerefsizler. sadece baskıyı hissettim ve geriye döneyim dolgunca ongun bar yaparım, sanarak düşünürken hepsi kaptırdım Xavi’den koyu bir top ve hop Messi pleaseyi çaktı. Acemiliğimi atlatana derece 3-0 evet maç. Altını çiziyorum ”orta düzey güçlük derecesi”ni işaretlemiştim.
Oysaki bir kaç zaman mukaddema arka 13′te yeğleme ettiğim zorluk derecesi ile aynıydı. fakat o maçta okkalı amma çok dümdüz gol atabiliyordum. belki bile ben yavuz bir futbol oyuncusu değilimdir, belki Barcelona bir hayli güçlüydü, belki de peş 13 maçında bir hayli şanslıydım bilemiyorum lakin durumu yazmam icabında hikâye bu yani. Bana azıcık daha realist geldi Fifa 13 ve berenarı henüz nazarıitibar isteyen bir oyun… Neyse oynanışa bir zaman alıştım ve berenarı daha çaba ederek 2 gol attım fakat bir gol henüz yedim ve karşılaşma 4-2 mağlubiyetimle sona erdi.
Müthiş ”Tournament” Bölümü
Bu tedbir maçının ardından, çıkayım menüde gezineyim ve daha farklı ne var diye hane atayım dedim. Baktım ki kaşkariko modları mecmu online oyunculara hitap ediyor. Dedim akarsu ”tournament”e salça olayım biraz. İyiki bile bu tercihi denemişim. Bilmeyenler için yazayım hemen; bu modda takımınızı seçiyorsunuz seçmesine de, siz yalnızca oyuncuyu muayene edebiliyorsunuz. madem öyle ben de yer takımını yani Türkiye’yi seçip Arda’yı kontrol buyurmak istedim., rakip ise Yunanistan. karşılaşma başladı ayağıma top, iki defa ya deydi ya deymedi. ulan ne oluyoruz yahu dedim kendi kendime. silme sahayı gözlemleyen 360 derecelik bir kamera açısıyla gezindiğim maç, ordan oraya koşarken karşılaşma sona erdi. Bir ayraç açayım; topun ayağıma deydiği ender anlardan birinde kameranın yaklaştığını ve oyunun benim penceremden görüldüğünü hissettim amma bu oyun yalnızca ferde bendeyken gerçekleşiyordu, koskoca maçta en çokça iki kez evet bu…
Bu hile moduna hayran kaldığımı bir nöbet daha belirterek devam edeyim. Hayranlıkla bir karşılaşma daha yapayım dedim ve bu sefer yeğleme hakkımı Emre Belezoğlun’dan yana kullandım. gerçi bilginiz olsun, dubara içre istediğiniz ahit ayarlar bölümünden istediğiniz oyuncuyu seçebiliyorsunuz. Yani başladığınız oyuncuyla devam geçirmek zorunda değilsiniz. Neyse ben döneyim ikinci maçıma, Emre ılımlı sahada oynuyor sanarak mi yoksa, ben bu moda alıştım diye mi bilemiyorum yalnız elan gani topla buluştum bu maçta. Hani derler ya ”dünyanın senin etrafında döndüğünü mü sanıyorsun”diye. ahacık topla buluştuğunuzda kameranın açısı olsun, oyuncuların duruşu olsun, sahnedeki dalgalanmalar olsun size bu hissi yaşatıyor açıkçası. anca al topu, hızlıca koş, rakibini geç, istediğin yere at posta arkadaşlarından illaki birine vs vs kabil beklentileriniz olmasın., çünkü bunlar gerçekleşmeyecek sahneler, bu desise modunda…
İşte bu kumar seçeneğinde 11 kişiden oluşan bir takımın içerisindeki sessiz oyuncunun ne denli üç buçuk olduğunu anlıyorsunuz. Yani vahit başına bir aktris fakat bu derece önemlidir, fazlası değildir diyorsunuz kendi kendinize. ”Futbol, bir cihaz oyunudur” denilen spor terimlerini elan yeğin irfan şansını, bu baziçe modunda yakalayorsunuz. vakıa cesim oyuncular, seçkin yetenekler yasak mudur? bittabi vardır. Messi, Ronaldo yahut elan da kadim bir misil olsun Maradona gibi… Vardır elbette ama birçok yılda bir hakeza oyuncular çıkar, tanrı bilir. O nedenle umumi olarak makule oyununun, seçkin dirayetli oyuncuların kabiliyetlerinden daha anlamlı olduğunu bilmekte yarar var (Tam da bu anda, şuan geçici edilen Alex geldi aklıma, yolu kilitsiz küreksiz olsun)
Yorumsuz Olmaz
Kısa endamsız detaylardan da bahsetmekte yarar var. oyuncu profilleri filvaki muazzam olmuş Fifa 13′te. yine art 13 ile bir kıyaslama yapacak olursak, Fifa13′ün bir şömiz elan fetha olduğunu söyleyebilirim. üste saha içindeki takım oyuncularının genel görüntüleri ve esneklikleri bile art 13′ün beş on henüz üstünde bir kalitede duruyor.
Maç öncesi hazırlıkları ve sunum, karşılaşma esnasındaki stad atmosferi, sesler ve spiker anlatımı, maç sonrası ciddi anlar ve istatistikler Fifa’ın elzem görsel ve işitsel sunumlarıdır zaten. Bunu da gayet uz bir şekilde yeniden etmeye devam ediyorlar.
Özellikle online oyunseverlerin tercih edecekleri bir şunca modun mevzi aldığı yemek listesi zenginliği oyunun kırık dökük meraklılarını ve oyuna huzur yargılı icra vekili futbolseverleri memnun edecektir. Az evvela bile yazmıştım tekrar yazayım, Tournament bölümünü, Fifa 13′ü almaya hüküm veren millet oynasın lütfen. 3-5 karşılaşma denem yaptıktan sonra, başlıca futbolun, henüz elhak sahici hayattaki futbolun ne derece emekli bir spor olduğunu anlayacağınız dayanılmaz bir çağ sizleri bekliyor.
Fifa 2013 İndir Tek Parça